Şairler Hareketi Konseyi «Efendim

Osmanlı İmparatorluğu’nun her döneminde padişah ve devlet adamları (vezir, vezir, emir vb.) Zaman zaman padişahlar ve devlet adamları bu aydınlarla “edebi mahalleler” adı verilen saraylarda bir araya gelir, şiir ve edebiyat toplantıları düzenlerlerdi. Bu toplantılara genel olarak “encümen-i uara” denir.
Osmanlı edebiyatının kendini yenilemeye başladığı 19. yüzyılda bazı Osmanlı şairleri belli yerlerde şair dostlarıyla buluşarak edebî ve fikri faaliyetlerde bulunmaya başladılar. Aynı zamanda fikir insanı olan bu şairler, sarhoş toplantılarda yazdıkları şiirleri birbirleriyle okurlardı. Devlet adamları da dahil olmak üzere şairler, Osmanlı’nın son dönemindeki divan şairleri gibi şiirleri karşılığında aldıkları kanunlara değil, paşalara sundukları şiirler karşılığında aldıkları yetkilere riayet etmişlerdir. Onları kim korudu? Bu anlamda söz konusu meclisler, sosyal ve ticari hayatta tanışmış şairler için kurullara dönüşmüştür.
19. yüzyılda çeşitli nedenlerle Mısır’dan İstanbul’a gelen devlet adamları ve tüccarların saraylarında divan meclisleri toplanırdı. Daha sonra Mısırlılarla birlikte büyüyen Abdurrahman Sami Paşa, Sufi Paşa, Yusuf Kamel Paşa, Münif Paşa gibi bazı Osmanlı devlet adamları da benzer bir ortam yaratmaya çalıştılar. Encümen-i uara, bir soy adı olmaktan çıkıp, Osmanlı yenilenmesi döneminde küçük bir şairler topluluğunun adı olmuştur. 1861 yılında Laleli Çukurcema’da divan toplantılarını yapan devlet adamlarından Arif Hikmet Bey’in evinde toplanmaya başlayan ve bir yıl boyunca her salı edebî ve siyasi toplantılar yapan şairlere “cümen” denilmeye başlandı. ben hawara”.
Heyetin başkanı Leskovica’dan Galib Bey’dir. Müdavimleri Hersekli Arif Hikmet, Reznamsizade Mehmet Labib Efendi, Rumeli Kazaskeri Mustafa İzzet Efendi, Osman Nurettin Şemis Efendi, Konikli Musa Kazım Bey, İsmail Paşazade İbrahim Hakibey, Manastırlı Hoca Salih Naili Bey Farea’dır. Halet Bey, Recaizade Mehmet Celal Bey (Recaizade Mahmut Ekrem’in ağabeyi), Mazlum Paşazade Memduh Faik Bey, Niğdeli Deli Hikmet Bey, Namık Kemal Bey, Miratçı Mustafa Refik Bey. Bu şairleri birleştirmenin belli sebepleri var. Memur olmaları, çoğunlukla Rumeli kökenli olmaları ve mensubu oldukları inanç ve mezhepler (Nakçipendelik, Mevliplik ve Bektaşi Melamiliği, bunların hepsini çeşitli şekillerde içerir), gittikleri hanlar, mevlevihaneler ve kahvehaneler beraberinde getirdi. Şair devlet adamları bir arada.
Görüşmeler makinelerle sözlü eğlence şeklinde gerçekleşti. Namık Kemal bu toplantılarda şiirler okurdu. Bir yıl süren toplantılar, şairlerin atanmasıyla sona erdi. Grubu oluşturan şairler, Batılılaşma durumundan memnun olmayan, vatan, millet, hürriyet gibi konuları işleyen kişilerdir. Bu şairler “ılımlı” yani ılımlı bir duruş sergilerler. Encümen-i Şuara şairleri, Hint sebk-i akımının şiir anlayışına göre sade Türkçe ile şiir yazmışlardır. Şairler, uyandırma ölçüsünün yanı sıra hece ölçüsünü de denediler. Encümen şairleri, Osmanlı şiirinde bazı yenilikler yapmıştır. Heceli gazeller yazmışlar, divanların düzenini bozmuşlar, şiirlere cilt ve konu olarak yaklaşmışlar, kıtaları ilk hecelerle yazmışlar, gazellerde kadın lehçesini kullanmışlar, şiirlerde konu bütünlüğüne önem vermişlerdir. Belki de şiir tarihimizdeki en önemli şeylerden birini yaptılar: mazamon’u kendine mal etmeye ve görselleştirmeye başladılar.

kaynak:
Yönetim Kurulu, Kayahan Özgül, Kurgan Edebiyat Yayıncılık

yazar: Korhan Altunay

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın