Bilim adamlarının insan vücudunda yakın zamanda keşfettiği ve tanımladığı en yeni organ interstisyum, kısaca interstisyel dokudur. Katı, etli bir üye değildir. Bu organ küçük, ince, sıvı dolu keselerden oluşan bir ağdır.
İçindekiler
Yeni ekipmanlarımız nerede?
Derinin hemen altında bir doku tabakası olduğunu biliyor olabilirsiniz. Bu doku ayrıca akciğerlerde, boşaltım sisteminde, sindirim sisteminde ve dolaşım sisteminin çoğunda bulunur. Geçmişte, yoğun bir bağ dokusu tabakasından başka bir şey olmadığı düşünülüyordu, ancak prestijli bir dergide yayınlanan son bulgular, dokunun aslında birbirine bağlı küçük bölmelerden oluşan bir ağ olduğunu ortaya koyuyor.
vücudun her yerinde
İnterstisyum, deri gibi yapısal bir bariyer ile organlar ve kaslar gibi iç yapılar arasında bulunan sıvı dolu bitişik bir alandır. Temelde vücutta bulunan bir dizi mikroskobik, sıvı dolu kesedir. İnterstisyum aslında vücudumuzda bulunan geniş bir yapıdır. Kendi başına bir organ olarak adlandırılabilecek kadar büyüktür. Bu şekilde diğer üyelere göre daha büyük olduğu söylenebilir. Vücuttaki interstisyel sıvının hacimce yaklaşık yüzde 20’sinin, yaklaşık 10 litrenin interstisyel dokuda bulunduğu tahmin edilmektedir.
İnsan vücudunun sekseninci üyesi
İnterstisyel doku ve sıvının varlığı daha önce bilim adamları ve hekimler tarafından bilinmesine rağmen yoğun bağ dokusu olduğu düşünülmüş ve anatomik yapısı tespit edilememiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalarla bu yapının sadece yoğun bağ dokusu olmadığı, aynı zamanda sıkıştırılabilir sıvı da içerdiği anlaşılmış ve ayrı bir organ olarak kabul edilmiştir. Organın sıvı dolu kısımları bir elastin ve kollajen ağı ile birbirine bağlıdır. 2017 yılında mezenter adı verilen 79. organın keşfedilmesinin ardından interstisyel doku insan vücudundaki 80. organ haline geldi.
geçiş reklamı işlevleri
Bilim adamları, interstisyel dokunun işlevlerinden tam olarak emin olmasalar da, bu keselerin vücut için küçük şok emiciler gibi davrandığını düşünüyorlar. Basit bir ifadeyle bu sıvı dolu boşluklar, akciğer, kalp, kaslar, kan damarları, bağırsaklar gibi organların üzerini örten dış zarlarında yer alır, elastik ve güçlü yapıları ile onları bir ağ gibi sarar, hareket etmelerini engeller. aşınma ve yıpranma.
İnterstisyum neden bu kadar geç keşfedildi?
Tıp araştırmacıları interstisyel doku ile ilgili bulgularını Mart 2018’de Scientific Reports dergisinde yayınladılar. Bu kadar önemli bir yapının şimdiye kadar neden gözlemlenmemiş olduğu merak konusu. Bugüne kadar, deri altı dokusunu incelemek için kullanılan aletler nedeniyle interstisyel doku ayrı bir varlık olarak tanımlanmamıştır. Sabitlenen doku bilim adamları tarafından kimyasallarla işlenir, ince ince doğranır ve dilimlenir ve kalan sıvı boşaltıldıktan sonra tıbbi mikroskoplarda incelemeye hazır hale gelir. Bu yöntem içi sıvı dolu keselerin çökmesine neden olur ve sadece destekleyici bağ dokusunu görünür kılar. Bu nedenle varlığı makul görülen histolojik ve anatomik olarak açıklanamayan organın gözden kaçması nedeniyle keşfi gecikmiştir.
Yakın zamanda New York Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen yeni prob tabanlı lazer mikroskopi tekniği sayesinde farklı türde bir mikroskobik görüntü elde edildi. Araştırmacılar, bir kanser hastasının safra kanalını incelerken sıvı dolu keselerden oluşan bir ağ buldular. Böylece interstisyel doku bağ dokusundan ayrı bir yapı olarak tanımlanmış ve tanımlanmıştır.
Büyük umutlar
İnterstisyumdaki sıvı lenfatik damarlara geri döner ve lenf düğümleriyle doğrudan temas halindedir. Bu nedenle kanser hücreleri, interstisyel doku yoluyla lenfatik sisteme girer. Yeni organın görevleri anlaşıldıkça kanserle ilgili yeni testlerin geliştirilebileceğine inanılıyor. Bu organın keşfiyle birlikte, kanserin vücutta yayılma biçimine ışık tutabileceği umutları doğdu.
kaynak:
https://www.bbc.com
https://tr.sputniknews.com
https://experiencelife.com
yazar: Özdaş süpervizörü
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]