Flanor kaçıyor muyuz? Belçika

Değişen yaşam tarzları ve medeniyet algıları, insanların hayata karşı tutumlarını kökten değiştirebilir. Modernitenin dönüştürdüğü yoğun ve kaotik şehir hayatı, Don Kişot figürüyle ilişkilendirilen tembellik ve hayalperestlik, yeni bir kavram ve kişilik tipini ortaya çıkarmıştır. İlk olarak 19. yüzyılda kendine yer bulan “flanör” terimi, üzerinde fazla durulmadığı halde edebiyat ve felsefe dünyasının gündemini meşgul eden bir kavram olmuştur.
Flanör kelimesi Fransızca kökenlidir; Asi bir şekilde atıl ve hareketli olmak demektir. Dilbilimci ve eleştirmen Walter Benjamin de modern kapitalist yaşamın egemen olduğu bir kentsel yaşam biçimini temsil ettiği için sözcüğü “aylaklığı ve eğlenceyi bir yaşam biçimi haline getiren kişi” olarak tanımlıyor. Walter Benjamin’in bilim dünyasına tanıttığı pek çok kavramdan biri de “flanor tipi”dir. Benjamin, Flanneur’u incelerken ona tarihsel bir bütünlük içinde yaklaşır ve Pasajlar adlı kitabında kapsamlı bir değerlendirme yapar. Vanilya kavramını onu tanıtan dekanlar üzerinden değerlendirecek olursak. C. Baudelaire’e göre Flanneur, “halktan bir adam olarak nitelendirilir”. Poe’ya göre, versiyon: “Her şeyden önce, içinde yaşadığı toplumda kendini rahatsız hisseden biridir.” Benjamin’e göre: “Sokak, koğuş için bir mesken haline geliyor. Sokaktaki adam nasıl dört duvar arasında kendini evinde hissediyorsa, koğuş da binanın cepheleri arasında kendini evinde hissediyor. Onun için şirketin parlak emaye tabelaları bir duvar süsü, biraz tablo gibi Burjuva salonundaki yağlı boya, duvarlar defterinin durduğu yazı masası, gazete bayileri kitaplıklar, kafeteryalar işini bitirdikten sonra sokağa baktığı büyük pencereler. Onun işi.” o diyor.

Flanor nasıl bir insanı temsil ediyor?

Flannel ilk bakışta tembellik gibi olumsuzluk çağrıştıran bir kelime olsa da özü ve amacı itibariyle hayatı anlamaya, kendini inşa etmeye çalışan özgür ve muhalif bir insan tipini ifade eder. Felsefi ve edebi versiyon, moderniteye karşı çıkan ve benzersiz değerler elde etmek için kapitalizmin hipotezlerini birleştiren, bastıran, duyarsızlaştıran, uyuşturan aşkın ve özgün bir figürdür.
Flanor’un siyasi bir hedefi olmamasına rağmen, çok bilinçli ve sistem içinde kendi dağılmasına karşı çalıştı. Flannor, sistem onun doğasını ehlileştirmeden önce onu bu erteleme biçimiyle yüzleştirir ve tembellik, Flann’ın yalnızca bir tarafını ifade eder. Flanneur bazen “yalnızlığa” çekilir, bazen “kitaplara gömülür”, bazen sadece “meditasyon yapar” ve en önemlisi, sık sık “hareketi” kucaklar. Bu anlamda Flanneur’ün aylaklığı, bilinçli ilgisizliğin varoluşsal yolculuğu ve yaşam tarzıdır.
Flanor’un tipi, yoğun şehir hayatında kendine yer bulan bir karakterdir. O şehrin ortasında balık gibi yüzerken, sudan etkilenmek istemeyen bir canlı gibi bir ayağı hep suyun dışındadır. Parfümün bu yönü çelişki gibi görünse de çelişki değil, süitin hayatı anlamak ve özgünlüğünü korumak için bilinçli olarak seçtiği bir yaşam tavrıdır.

Vanilya kavramı bugünkü anlamıyla ilk kez 1854 yılında Charles Baudelaire’in The Paris Problem adlı eserinde kendine yer bulmuştur. Daha önce, Edgar Allan Poe’nun Kalabalıktaki Adam filminde bir tür baş karakter olarak yer aldı. Poe ve Baudelaire, yapıtlarıyla kanat tipini günümüz modern edebiyatında birincil karakter tipini temsil eden bir kavram olarak geliştirip geliştirmektedir. Bu bakımdan bu adamların açtığı ağır ağır inşa tarzı, Oğuz Atay, Yusuf Atilcan, Seyt Faik Abasyanik, Orhan Veli gibi sanatçıların eserlerinde ve özellikle Türk edebiyatında öne çıkan bir ana motif olmuştur.
Metropol kentte koğuşun asıl tefekkür ve gözlem yeri, kentin ara sokakları ve ara sokakları olup, pek görünmeyen yerlerdir. Flanör, şehrin nefes alma alanları olan sokak ve sokaklarda dolaşırken hayata ve olaylara hiçbir şekilde karışmaz ve katı bir seyirci moduna girer. Edebi kimlik olarak vanilyanın sıklıkla kullanıldığı şehirlerin başında Paris ve Londra geliyor. Büyük şehrin anarşisi ve sistem içindeki bireyin baskıcı yüzü, Flanor için adeta bir beslenme kaynağıdır, çünkü onun tüm değerli gözlemleri ve kendini anlamaya yönelik çabaları bu uzak ve çelişkili manzarada yatmaktadır. Bu paradoks hem bir lanet hem de yetenek için bir çare.

kaynak:
https://www.fikriyat.com/mefhum/2018/03/03/flanor-kent-icindeki-gezgin
https://gaiadergi.com/flaneur-kavrami-uzerinden-niteleksiz-adam-luzumsuz-adamin-degerleştirme/
Benjamin, Walter, Pasajlar, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2006

yazar: Erdal Oğur

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın