TÜSİAD TURAN Başkan: “Siyasette faize bağlı olarak finansmana erişimin zor olduğunu görüyoruz”

Türkiye Sanayici ve Girişimciler Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, “Düşük faiz oranlarına rağmen finansmana erişimin zorlaştığını görüyoruz. Türk Lirası’ndaki önemli değer kaybına rağmen ihracat, 2012 yılı ile birlikte düşüş trendine girdi. hammadde ve girdi fiyatlarındaki artış.

Türkiye Sanayici ve Girişimciler Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, “Düşük faiz oranlarına rağmen finansmana erişimin zorlaştığını görüyoruz. Türk Lirası’ndaki önemli değer kaybına rağmen ihracat, 2012 yılı ile birlikte düşüş trendine girdi. hammadde ve girdi fiyatlarındaki artış.

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, Türkiye İş ve Girişimciler Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından düzenlenen ve Adana Sanayici ve Girişimciler Derneği’nin (ADSİAD) ev sahipliğinde düzenlenen Küresel Girişimcilik ve İş Dünyası Zirvesi’nde konuştu. Ekonomide yaşanan sorunlara değinen Turan, şöyle konuştu:

İhracat düşüyorsa: Yatırımdaki yavaşlama, istihdam yaratmanın olması gerektiği kadar artmadığı anlamına gelir. Yeterince istihdam yaratılamazsa ve enflasyon yüksekse, sabit gelirliler ve düşük gelirliler için ekonomik koşullar zorlaşır. Ülkemizdeki vatandaşlarımızın refah seviyesini korumak ve eleştirmek için en az yüzde 4-5’lik bir büyüme patikasına girmesi gerekiyor. Ne yazık ki yüksek enflasyonist ortam, büyüme, istihdam yaratma, gelir eşitliği, dijital çağa ayak uydurma, yeşil dönüşüm gibi diğer tüm ekonomik hedeflere ulaşılmasını zorlaştırıyor. Faiz oranları düşüyor olsa da finansmana erişimin giderek zorlaştığını görüyoruz. Türk lirasındaki önemli değer kaybına rağmen, hammadde ve girdi fiyatlarındaki artışla birlikte ihracat düşüş eğilimine girdi.


Çantada talep yüzde 200 arttı

Yapısal sorunları çözerek Türk ekonomisinin sağlamlığını artırmak için temel görev: Günümüzde küresel ekonomiden kaynaklanan sıkıntıları geçici önlemlerle hafifletmek mümkün. Şu anda yapılan bu. Bu ek zorluklar, yapısal sorunlarımızı artırıyor. Yapısal sorunlarımızı hafifletirsek, küresel ekonomiden kaynaklı olumsuz şokların etkilerini çok daha hafif hissederiz. Bu nedenle asıl olan yapısal sorunları çözmek, Türkiye ekonomisinin esnekliğini artırmak ve ülkeyi küresel riskler karşısında daha da askıya almaktır. Bunun için üretim yapısını ithalata bağımlılıktan kurtarmamız, daha yüksek teknolojili ürünlere geçmemiz, verimliliği ve katma değeri artırmamız, ihracatta rekabet gücümüzü artırmamız gerekiyor.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı da bu akıma dayalı bir toplumsal dönüşüme sahne olacaktır: Anadolu’nun çok kültürlü yapısı, zengin tarihi, dinamik ruhu ve girişimci ruhu, toplumsal dönüşümde en büyük avantajımızı oluşturmaktadır. Her zaman söylerim; Hayallerimizden vazgeçmeyelim, üretimin geleceğine güvenelim. Kurumlar ve kurallar bazında güven inşa edelim. Ülkemizin geleceğine güvenelim. Kurumların, kuralların, adaletin, temel hak ve özgürlüklerin, demokrasinin ve kamu yönetiminin üstünlüğünü istenilen yönde teminat altına alır. Gelirde adaletin sağlanması, cinsiyete dayalı harcamaların sağlanması, dil, din, mezhep, ırk, köken ayrımı yapılmaksızın herkes için eşit ve özgür bir yaşamın sağlanması da kapsamlı ve güvenilir kural ve düzenlemelerle mümkündür. Bu akıma dayalı toplumsal dönüşüm, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın