İstanbul Barosu’ndan İBB davası ön raporu: Adil yargılanma hakkı açısından ciddi sorunlar tespit edildi

İstanbul Barosu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına ilişkin bir ön gözlem raporu yayımlayarak yargılama sürecini adil yargılanma hakkı ve temel hak ve özgürlükler çerçevesinde değerlendirdi. Baro, yargılama sürecinin ilk haftasına ilişkin gözlemlerinde “ciddi hak ihlali riskleri ve tartışmalı uygulamalar” saptandığını açıkladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan ve 107’si tutuklu 402 sanığın yer aldığı davada yargılama devam ediyor. Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda görülecek davada aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık yeniden hâkim karşısına çıkıyor.

İddianamede; İmamoğlu hakkında “örgütün kurucusu ve lideri” ifadeleri kullanılarak 142 ayrı suçtan cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu hakkında 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. Duruşmada salonda yer alacak basın mensubu sayısı ile sanıklara müdafi sınırı getirildi. Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar haftanın 4 günü olacak şekilde yapılacak ve ay sonuna kadar tutuklu sanıkların savunması alınacak. Mahkemenin nisan ayının sonuna kadar tutukluluklar yönünde de bir değerlendirme yapması bekleniyor.

Bağımsız gözlem heyetleri duruşmaları izledi

İstanbul Barosu tarafından yapılan açıklamaya göre, Avukat Hakları Merkezi koordinasyonunda oluşturulan bağımsız gözlem heyetleri 9 Mart 2026 tarihinden itibaren duruşmaları doğrudan izlemeye başladı. Her duruşma günü birden fazla avukattan oluşan heyetler, gözlemlerini standartlaştırılmış izleme formlarına kaydederek kurumsal değerlendirme sürecine aktardı.

Baro, raporun yargılamanın esasına ilişkin bir değerlendirme olmadığını vurgulayarak, yalnızca duruşmalarda gözlemlenen uygulamaların adil yargılanma hakkı çerçevesinde incelendiğini belirtti.

“Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı algısı tartışma konusu”

Raporda en dikkat çekici başlıklardan biri mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin tartışmalar oldu.

Gözlem notlarında, davanın soruşturma sürecinde görev yapan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın daha sonra Adalet Bakanı olarak atanmasının kamuoyunda tartışma yarattığı ifade edildi. Raporda, bu durumun özellikle yargı bağımsızlığının “objektif görünümü” bakımından kaygılara yol açtığı değerlendirmesine yer verildi.

Ayrıca Adalet Bakanı’nın dava hakkında kamuoyuna yönelik açıklamalar yapmasının da yürütme ile yargı arasındaki mesafe açısından eleştirilere neden olduğu belirtildi.

Hâkimin reddi talepleri gündeme geldi

Gözlem heyetleri, duruşmalar sırasında savunma tarafından hakimin reddi taleplerinin gündeme getirildiğini ve bu taleplerin reddedildiğini kaydetti.

Raporda özellikle, reddi istenen hakimlerin de yer aldığı bir heyet tarafından “reddi hakimin geri çevrilmesi” usulüyle karar verilmesinin ve karar gerekçesinde “davayı uzatma amacı” ifadesine yer verilmesinin tartışma konusu olduğu belirtildi.

Savunma hakkına ilişkin olarak eleştiriler

İstanbul Barosu raporunda savunma hakkına ilişkin çeşitli sorunlara da dikkat çekildi. Gözlemlere göre:

Bazı sanıkların söz alma talepleri reddedildi veya beyanları kesildi.

Bazı delillerin savunma ile paylaşılmadığı yönünde itirazlar dile getirildi.

Dosyanın kapsamının son derece geniş olduğu ve savunma için yeterli süre tanınmadığı yönünde eleştiriler yapıldı.

Raporda ayrıca yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamenin dijital ortamda iletilmesine rağmen cezaevinde haftada yalnızca iki saat bilgisayar erişimi sağlandığı yönündeki sanık beyanlarına da yer verildi.

“Silivri’deki yargılama aleniyet tartışması yarattı”

Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise duruşmaların Silivri Cezaevi kampüsü içindeki salonda yapılması oldu.

Baro, şehir merkezine yaklaşık 2,5 saat uzaklıktaki bu yerleşkenin yargılamanın kamu tarafından izlenmesini fiilen zorlaştırdığını belirtti. Ağır güvenlik önlemleri ve salonun fiziki koşullarının da aleniyet ilkesinin uygulanmasını sınırladığı ifade edildi.

Ayrıca basın mensuplarının salona sınırlı sayıda alınması ve ayrılan alanın duruşmayı takip etmek için elverişsiz olması da raporda eleştirilen konular arasında yer aldı.

“Masumiyet karinesi açısından tartışmalı atmosfer”

İstanbul Barosu, yargılamanın cezaevi kampüsü içinde yapılmasının kamuoyu algısı bakımından masumiyet karinesi açısından tartışmalı bir atmosfer oluşturabileceğini de değerlendirdi.

Raporda ayrıca bazı kamu yetkililerinin dava hakkında yaptığı açıklamaların ve bazı medya yayınlarının savunma görüşlerine yeterince yer vermediği yönündeki eleştiriler de yer aldı.

Avukat–sanık iletişimi sorunu

Gözlem heyetleri, duruşma salonunun fiziki düzenine ilişkin önemli bir sorunu da raporladı.

Sanıkların duruşma salonunun ortasında yoğun güvenlik personeli arasında konumlandırıldığı, müdafilerin ise izleyici bölümünde yer aldığı belirtilen raporda, sanıkların avukatlarıyla doğrudan iletişim kurmasının hatta göz teması kurmasının dahi zorlaştığı ifade edildi.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın