Gürlek'ten ‘umut hakkı’ açıklaması: Yasada yok takdir Meclis’in

Adalet Bakanı Akın Gürlek, “umut hakkı” olarak adlandırılan düzenlemeye ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu maddenin mevcut yasalarda yer almadığını ve bu konudaki düzenleme yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) iradesinde olduğunu ifade etti.

Adalet Bakanı Gürlek, Kürt sorununun çözümüne yönelik kurulan Meclis Komisyonu’nun 18 Şubat tarihinde gerçekleştirdiği ve ortak nihai raporun oy birliğiyle kabul edildiği 21’inci toplantısının ardından gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Komisyon raporunda “umut hakkı” ibaresine yer verilmezken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması yönünde bir madde yer aldı. Bakan Gürlek, konuya ilişkin takdirin Meclis’te olduğunu dile getirdi. Mevzuat uyarınca kural olarak ağırlaştırılmış müebbet dahil hapis cezaları için belirli bir süre infaz kurumunda kaldıktan sonra koşullu salıverilme imkanının bulunduğunu hatırlatan Gürlek, ancak terör suçlarında durumun farklılık gösterdiğini belirtti. Gürlek, özellikle idam cezasından ağırlaştırılmış müebbete çevrilen ya da terör suçundan bu cezayı alan kişiler için koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmadığını ve cezanın ömür boyu infaz edildiğini kaydetti.

YENİ DÜZENLEME YETKİSİ YASAMA ORGANINDADIR

“Umut hakkı” konusuna değinen Gürlek, ayrıca şunları söyledi:

“Dolayısıyla mevcut hukuk düzeninde bu kişiler için ‘umut hakkı’ şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor. Yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusu ise yasama organının, yani TBMM’nin takdirinde. Süreç orada şekillenecek. Burada şahıslara değil, yani şahsi bir düzenleme değil, genel olarak toplumun ihtiyaçları ve söz konusu sürecin zarar görmemesine ilişkin bir çalışma yapmamız lazım. Halihazırda idam cezasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları ile terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan suçluların cezaları bakımından koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması söz konusu olamayacak.”

SAVUNMA HAKKI VE AVUKAT GÖRÜŞMELERİ

Savunma hakkı tartışmalarına ilişkin de konuşan Gürlek, savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımlarının olmadığını öne sürerek, “Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek. Ancak hiçbir hak sınırsız değildir. Ceza infaz kurumlarında, somut ve ciddi güvenlik riski ortaya çıktığında, kanuna dayalı, hâkim kararıyla ve belirli sürelerle sınırlı bazı usuli tedbirler alınabilir. Bu, savunma hakkını kaldırmak değil, kötüye kullanımın önüne geçmektir. Bir görüşme delillerin yok edilmesine ya da örgütsel talimat aktarımına araç haline geliyorsa, hukuk devleti buna kayıtsız kalamaz” ifadelerini kullandı.

Konuya dair düzenlemelerin de üzerinde çalıştıklarını belirten Gürlek, “Terör ve örgüt suçlarında avukatların müvekkilleriyle görüşmesinde sıkıntı var. Tutukluların suçluluğu henüz kesinleşmediğinden orada masumiyet karinesi var ancak avukatlarının örgütsel süreçlerin bir parçası olması, aynı şekilde içeriden aldığı talimatları da dışarı iletmesi hukuk devletinde kesinlikle kabul edilemez. Üzerinde çalışılan düzenlemeye göre, bu konuda somut şartlar aranacak yani bir kere mahkeme kararı olacak, ikincisi de somut bir tespit olacak” dedi.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın