Gökçe Gökçen: Akın Gürlek İmamoğlu’nu engellemek için tüm tutukluların hakkını kısıtlamaya çalışıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hukuk Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında ocak ayına ilişkin “İfade Özgürlüğü Raporu”nu açıkladı.

Gökçen, Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’in dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi iddianamesiyle ilgili açıklamalarda bulunduğunu belirterek, “Ayrıca adalet hattı kurulmasına ve infaz düzenlemelerine dair bazı çalışmaların olduğunu söyledi. Akın Gürlek, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tanımadığını daha net ifade edemezdi. Yasal düzenlemeler Adalet Bakanı’nın değil, TBMM’nin yetkisindedir. Bir savcı kimin kimi şikayet ettiği hakkında yalan bilgilere başvurarak açıklamalar yapıyorsa, bu kişi gelip de Adalet Bakanı olarak atanıyorsa burada adalet yoktur” ifadelerini kullandı.

Bakan Gürlek’in “Alo Adalet” hattından bahsettiğini anımsatan Gökçen, “Avukatların müvekkilleriyle görüşme hakkının kısıtlanmasından bahsediyor. Akın Gürlek şunu söylüyor aslında: Ekrem İmamoğlu’nun sesini yasakladık, görüntüsünü yasakladık, afişini yasakladık, sosyal medyasını yasakladık ama Ekrem İmamoğlu’nun halkla olan bağını koparamadık diyor Akın Gürlek. O zaman tüm tutukluların avukatla görüşme hakkını elinden almak pahasına Ekrem İmamoğlu’nu bir de buradan engelleyelim” dedi. Gökçen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İmamoğlu seçim olsa kazanacak kişi olmasaydı, bugün hiçbirimiz bunları konuşmuyorduk”

“Bir iddia makamı şimdi hüküm verecek olanların amiri pozisyonuna geliyorsa, açıklayamadığı mal varlıklarını inceleyecek olan Kurul’un başkanı oluyorsa, şimdi kalkıp devam eden bir siyasi dava hakkında yorum yapıyorsa, HTS kayıtlarından bahsedip Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe’nin HTS kaydı olarak gösterilen sözde delillerin aksini kanıtlandığını söyleyemiyorsa, şu çok daha net ve açık bir gerçektir: Ekrem İmamoğlu bugün seçim olsa kazanacak kişi olmasaydı, CHP son seçimlerin ve gelecek ilk seçimlerin birinci partisi olmayacak olsaydı, bugün hiçbirimiz bunları konuşmuyorduk.

Her şeyi denediler. Hatırlayalım, ‘560 milyar yolsuzluk’ dediler, şimdi bu iddia ortada bile yok. ‘Kasalarda paralar’ dediler, stok görüntü kullanıldığı ortaya çıktı. ‘Bavullarda paralar’ dediler, jammer kullandıkları ortaya çıktı. ‘Parkelerin altında 2 milyon dolar’ dediler, ‘İnsan ara sıra ağzından yalan kaçırabilir’ dediler. ‘Rüşvetin ses kaydı var, dosyaya girecek’ dediler, dosyada herhangi bir ses kaydı yok.”

“Meclis’te Dilek İmamoğlu’na edilen hakaretlerin kınanamadığını gördük”

Gökçen, “Dilek İmamoğlu hakkında sosyal medyada hakaretler, linçler, son derece cinsiyetçi sözler gördük. Ve Meclis’te Dilek İmamoğlu’na edilen hakaretlerin kınanamadığını gördük maalesef iktidar mensupları tarafından. Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi tutuklandı. Oğlu ifadeye çağırıldı. Koruması gözaltına alındı. Kardeşi, önce gözaltına alındı, neden, uyuşturucu iddiasıyla, iftirasıyla. Dedi ki, ‘Test yapın. Saçından örnek alın. Kanından örnek alın. Test yapın. Sonucuna göre karar verin’ dedi. Test bile yapmadan tutukladılar. Fatih Keleş hakkında günlerce ‘itirafçı olacak’ diye haberler yaptılar, iftiralar attılar. Olmayınca kardeşini, oğlunu, yeğenini tutukladılar” ifadelerini kullandı.

Gökçen, Pınar Türker hakkında, “Çocuğunu göremezsin, 10 yıl göremezsin çocuğunu” dediklerini ve tutukladıklarını dile getirerek, “Murat Ongun’un eşine ev hapsi verdiler. Aile ile uğraşacak kadar kötüleştiler, çirkinleştiler. Hep söyledik. Derdiniz kimin neyse onunla halkın karşısına çıkar yarışırsınız. Siyasette rekabet edemeyen yargının arkasına sığınır, gerektiğinde kullandığı araçların yerini değiştirir” diye konuştu. Gökçen, şönları kaydetti:

“Hukuk katilliğini tüm Türkiye’ye yaymak üzere yeni bir görevlendirme yapıldı”

“Hep söyledik. Her şeyi iddia ettiler, her türlü iftirayı attılar ama iki gerçeği inkar edemediler. Birincisi CHP’nin birinci parti olduğunu ve ilk seçimlerde de birinci parti olacağını, ikincisi Ekrem İmamoğlu’nun Erdoğan’ı yendiğini ve ilk seçimlerde de kazanacağını, bir tane bile AKP’li siyasetçi bugüne kadar bu iki gerçeği inkar edemedi. Şimdi ise hukuk katilliğini tüm Türkiye’ye yaymak üzere yeni bir görevlendirme yapıldı. Meclis’te yaşananlar hakkında çarpıtma dolu açıklamalar yapmaları için tüm AKP’li siyasetçilere talimat gitti. Doğrusu şudur: CHP Grubu görevinden ayrılmamış bir başsavcının Bakan olarak atanmasının anayasaya aykırı olduğunu savunmuştur, usul tartışması istemiştir. Çünkü anayasada görevin otomatik sona ermesi madde 106’da sadece milletvekilleri için düzenlenmiştir. Ancak AKP’liler sıraya dizilmiş yine üste çıkmaya çalışıyorlar.

Bunlarla kimseyi kandıramazsınız”

Anayasa’ya aykırı bir atama olduğu hatırlatılırken usul tartışmasına izin vermeyeceksin, ‘protesto olur’ korkusuyla sıkıyönetimi ilan edeceksin. ‘Protesto edilebilir’ diye düşünerek milletvekillerini yaralayacaksın. Koruma ordusu olmadan yemin bile edemeyecek hale düşeceksin. Sonra ‘CHP demokrasi karşıtı’’ Rakiplerinle yarışmak için halkın önüne çıkmaktan korkacaksın. Sadece rakibinle bile değil, eşiyle, oğluyla, babasıyla, kayın biraderleriyle, korumasıyla, özel kalemiyle, şoförüyle, eşinin korumasıyla uğraşacaksın. Sosyal medyadaki trollerin kadınlara ağza alınmayacak cinsiyetçi sözler sarf edecek. Arkasına sığındığın yargı dedikoduyla tutuklama yapıp milleti çocuğuyla tehdit edecek. Kanser hastası belediye başkanlarını cezaevinde rehin tutacaksın. Mehmet Murat Çalık’ın Silivri’ye nakil talebini bile reddedeceksin. Hem de bunu ‘İzmir’de tedavisi devam ediyor’ gerekçesiyle reddedeceksin. Sonra ‘CHP demokrasi karşıtı.’ Bunlarla kimseyi kandıramazsınız.”

“Cem Aydın’ın ve Ramazan Yıldız’ın sonuna kadar yanındayız”

Adalet Bakanlığı’na yapılan atama sonrası ilk iki icraatın CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın’a hapis cezası verilmesi CHP Adalar Gençlik Kolları Başkanı Ramazan Yıldız’ın tutuklanması olduğunu kaydeden Gökçen, “Rejimin gençleri düşman olarak gördüğünü, en ufak bir eleştiriye bile cevap verme kabiliyetini yitirdiğini, halka hesap verme niyetini tamamen terk ettiğini, artık yargının siyasi ve şahsi düşmanlıklarla hareket etmek üzere kurgulandığını, biz anlatsak bu kadar net anlatamazdık. Cem Aydın’ın ve Ramazan Yıldız’ın sonuna kadar yanındayız” şeklinde konuştu.

Gökçen, 2026 yılının Türkiye’de ifade özgürlüğü açısından ihlallerle dolu bir şekilde başladığını söyledi. Ocak ayında ifade özgürlüğüne yönelik baskının ne duruma geldiğini raporlaştırdıklarını söyleyen Gökçen raporun beş bölümden oluştuğunu kaydetti. Gökçen, birinci bölümün “Eleştirilerin ve gazetecilik faaliyetinin hakaret olarak değerlendirilmesi”, ikinci bölümün “Halkın haber alma hakkının önünde bir engel olarak erişim engellemeleri”, üçüncü bölümün “Anayasal protesto hakkının hedef alınması”, dördüncü bölümün “Sansür kurumu olarak RTÜK” ve beşinci bölümün “Dezenformasyon değil hakikat ve mücadele kanunu” olduğunu aktardı. Gökçen, rapordan öne çıkan tespitleri şöyle sıraladı:

“İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahaleler sürüyor”

“İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahaleler sürmektedir. Bu müdahaleler yalnızca yargılamanın yöneldiği kişileri hedef almamakta, gerçekliğin konuşulmasını ve halkın doğru bilgiye erişerek görüşünü özgürce oluşturmasını da engellemeyi amaçlamaktadır. Kimsenin kendi hakkını savunmak için örgütlenememesi, iktidarı ve düzeni eleştirememesi, herkese sıra gelebileceği duygusunun yayılması hedeflenmektedir.

“‘Korkma, duruşmayı TRT’de canlı yayınla’ ifadeleri Cumhurbaşkanı’na hakaret olarak görüldü”

Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla yargılamalar yalnızca Erdoğan’ı değil, aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi teşkilatlarını ve AKP’li siyasetçileri de eleştirilere karşı kurmak için kullanılmaktadır. ‘Korkma, duruşmayı TRT’de canlı yayınla’ ifadeleri Cumhurbaşkanı’na hakaret olarak görülmüş, gözaltı sebebi sayılmıştır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararına rağmen bu kuruma sıklıkla başvurulmakta, bu şekilde ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahaleler artmaktadır.

Erişim engellemelerinde AKP’li siyasetçilerin iktidar ve AKP’ye yakın yargı mensuplarının özel olarak korunması hedeflenmektedir. Uyuşturucu operasyonlarında şüpheli kişilerin AKP’li siyasetçilerle yakınlıkları, AKP’li siyasetçilerin rantla ilişkisi, yakınlarının istisnai kadrolardan memur yapılması gibi olaylara dair haberlere erişim engeli getirilmiştir.

“Dezenformasyonla değil, hakikatin kendisiyle mücadele edildi”

Anayasal protesto hakkı sistematik olarak hedef alınmıştır. İzmir’de 19 Mart protestoları sebebiyle tutuklu olan dört genç halen tahliye edilmemiştir. Gençler ve hatta çocuklar barışçıl eylemler nedeniyle yargı tacizine uğramıştır. Şeriata karşı laikliği savunmak artık suç haline getirilmiştir. Feminist yürüyüşe katılan kadınlar, gazeteciler, LGBT artılar hedef alınmıştır. Televizyonlarda bu iktidarın Trump’la ilişkisinin konuşulmasına ceza kesilmiştir. Bu iktidarın meşruiyetini Amerika’da aradığı gerçeğini dile getirmek RTÜK için bir ceza sebebi olmuştur. Dezenformasyonla değil, hakikatin kendisiyle ve halkın haber alma hakkıyla mücadele edilmiştir.”

“Yalanlara karşı gerçekler toplumun vicdanından galip gelecek”

Rapora chp.org.tr internet sitesinden ulaşılabileceğini kaydeden Gökçe Gökçen, “Unutulmasın, siyaset yapmak yerine yargı gücüne sığınanların bel bağladığı iki şey var. Birincisi, toplumun hafızasını silmek. İkincisi, gerçeklerin bilinmesini önlemek. Bizim görevimiz, bildiğimiz doğruları hatırlatmaksa bedeli ne olursa olsun bildiğimiz gerçekleri haykırmaksa hiç kuşkusuz bu sorumluluğumuzu sonuna kadar yerine getireceğiz. Hiç kuşkusuz yalanlara karşı gerçekler toplumun vicdanından galip gelecek” ifadelerini kullandı.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın