Soğuk Savaş sonrası dönemde küresel güvenliğin en önemli belgelerinden biri kabul edilen ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Rusya’nın nükleer kapasitelerini sınırlandıran Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması (Yeni START), bugün itibarıyla resmen sona erdi. Anlaşmanın süresinin dolmasıyla birlikte Washington ve Moskova yönetimleri, konuşlandırdıkları stratejik nükleer savaş başlığı sayılarını artırma konusunda serbest kaldı. Bu durum, her iki ülkeyi on yıllardır ilk kez nükleer cephanelikleri üzerinde herhangi bir yasal bağlayıcılık veya karşılıklı denetim mekanizması olmaksızın karşı karşıya getirdi.
2010 yılında Prag’da imzalanan ve her iki tarafın konuşlanmış stratejik savaş başlığı sayısını 1.550 ile sınırlandıran Yeni START, aynı zamanda taraflara karşılıklı veri akışı ve yerinde denetim zorunluluğu getiriyordu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın sona ermesine ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Yeni START taraflarının artık anlaşma kapsamındaki hiçbir yükümlülük veya simetrik beyanla bağlı olmadığını varsayıyoruz.”
Moskova yönetimi, süreçte sorumlu ve dengeli hareket etme niyetinde olduğunu belirtirken, ulusal güvenliğe yönelik ek tehditler algılanması durumunda kararlı askeri-teknik önlemler almaya hazır olduğunu ifade etti.
İçindekiler
WASHINGTON’IN ÇİN ŞARTI ISRARI
ABD tarafında ise Başkan Donald Trump, anlaşmanın bitişine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Süresi dolarsa dolar, biz sadece daha iyi bir anlaşma yaparız” dedi. Ancak Washington yönetimi, yeni bir anlaşma zemini için nükleer kapasitesini hızla artıran Çin’in de sürece dahil edilmesini şart koştuklarını vurguladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Trump’ın nihai kararını henüz vermediğini belirterek, Çin’in büyüyen stokları göz önüne alındığında Pekin’i kapsamayan bir anlaşmanın 21. yüzyılda anlamsız olduğunu ifade etti.
Anlaşmanın sona ermesi küresel liderlerin de tepkisini çekti. Katolik Kilisesi lideri Papa Leo, haftalık kabulünde taraflara seslenerek ayrıca şunları söyledi: “Bu mekanizmanın yok olmasına izin vermeyin. Korku ve güvensizlik mantığını, ortak iyiliğe dayalı bir etik anlayışla değiştirmek her zamankinden daha acil.”
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise tarafları zaman kaybetmeden yeni bir çerçeve üzerinde anlaşmaya ve müzakere masasına dönmeye çağırdı. Mevcut durumu uluslararası barış ve güvenlik için vahim bir an olarak nitelendiren Guterres, nükleer silah kullanım riskinin on yıllardır görülen en yüksek seviyeye ulaştığı uyarısında bulundu.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]