Kaboğlu: OHAL uygulaması hukuk tarihinin en büyük toplu kıyımıdır

İstanbul Barosu tarafından düzenlenen “Barış Akademisyenleri ve Yargı Süreçleri” konferansında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) sürecini sert bir dille eleştirdi. Kaboğlu, OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) aracılığıyla on binlerce kişinin haklarından yoksun bırakıldığını belirterek, bu süreci “hukuk tarihinin en büyük toplu kıyımı” olarak nitelendirdi.

Kaboğlu, OHAL’in anayasal düzeni sağlamak yerine “yargısız infaz” mekanizmasına dönüştürüldüğünü iddia etti. 2018 seçimlerinden sonra da bu önlemlerin 7145 sayılı yasa ile üç yıl daha uzatıldığını hatırlatan Kaboğlu, yetkilerin valilere ve kurumlara aktarılmasıyla anayasa dışı rejimin kalıcılaştırıldığını savundu.

İMZASI BULUNAN SORUMLULAR SUSPUS

Konuşmasında karar vericilerin hukuki sorumluluktan muaf tutulmasına değinen Kaboğlu, beş ayrı yasada yer alan “sorumsuzluk zırhı” düzenlemelerini eleştirdi. Kaboğlu, “OHAL KHK’ları altında imzası bulunan Binali Yıldırım, Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu ve Mevlüt Çavuşoğlu gibi isimler, KHK’zedelere ilişkin sorular karşısında sessiz kalmaktadır. Bu bir mahcubiyet mi yoksa pişkinlik mi?” ifadelerini kullandı. Barış Akademisyenleri dosyalarının bu hukuk dışı rejimin tipik bir örneği olduğunu vurguladı.

SEZGİN TANRIKULU: AKADEMİSYENLER MEDENİ ÖLÜME MAHKÛM EDİLDİ

Konferansa katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ise Barış Akademisyenlerinin mücadelesinin Türkiye siyasi tarihi için önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. OHAL’in başlangıçta üç ay için ilan edildiğini ancak yeni bir siyasal rejimin inşasında kullanıldığını söyleyen Tanrıkulu, yargı süreçlerini “medeni ölüm” olarak tanımladı.

Tanrıkulu, Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşma salonlarının akademisyenlerin savunmalarıyla birer okul haline geldiğini ancak binlerce insanın insani olarak büyük bedeller ödediğini ifade etti. Akademisyenlerin yaşadığı ihraç süreçlerini “berbat hikâyeler” olarak nitelendiren Tanrıkulu, bu sürecin toplumsal hafızadaki yerine dikkat çekti.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın