Dünyanın gözü Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri müdahale tehdidi altındaki Venezuela’ya çevrilmişken, Türkiye siyasetinden de dikkat çekici bir çıkış geldi. CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla tarihi bir uyarıda bulundu. İmamoğlu, açıklamasında iki yönlü bir eleştiri mekanizması işleterek hem ABD’nin demokrasi götürme iddiasıyla giriştiği işgal provasına karşı çıktı hem de AKP iktidarının dış politika anlayışını sert bir dille eleştirdi.
İmamoğlu, Venezuela’da yaşanan krizin sadece dış dinamiklerle değil, içerideki yönetim anlayışıyla da ilgili olduğunu belirtti. Türkiye’nin mevcut dış politikasını ilkesiz savrulmalar olarak tanımlayan İmamoğlu, şahsi dostluklar ve angajmanlar üzerinden yürütülen diplomasinin ülkeyi sessizliğe mahkum ettiğini savundu. Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’nin uluslararası arenadaki itibarının ancak içeride tesis edilecek hukuk ve demokrasiyle güçlenebileceğinin altını çizdi.
İçindekiler
Şaibeli seçimleri tanıyıp ilişki kurdunuz
Ekrem İmamoğlu, açıklamasının ilk bölümünde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yönetim tarzına ve AKP iktidarının bu liderle kurduğu ilişkiye dikkat çekti. Maduro’nun seçimlerde halkın iradesine saygı göstermediğini ve demokratik değerleri sistematik biçimde ihlal ettiğini belirten İmamoğlu, hükümetin bu durumu görmezden geldiğini ifade etti. İmamoğlu, iktidarın şaibeli seçim sonuçlarını tanımakla kalmayıp Maduro ile yakın ilişkiler kurarak yanlış bir zeminde durduğunu vurguladı.
Abd’ye kaos uyarısı: Faturayı ezbere biliyoruz
Maduro yönetiminin antidemokratik uygulamalarının dış müdahaleyi meşrulaştıramayacağını belirten İmamoğlu, ABD’nin hamlesini uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak yorumladı. Bir yönetimin otoriter olmasının başka bir devletin askeri müdahalesini haklı çıkarmayacağını savunan İmamoğlu, bu tür adımların küresel ölçekte tehlikeli bir istikrarsızlık ve kaos dönemini başlatacağı uyarısında bulundu. Büyük güçlerin haklılık iddiasıyla gerçekleştirdiği müdahalelerin faturasını ezbere bildiklerini söyleyen İmamoğlu, çözümün güç kullanımı değil, Birleşmiş Milletler Şartı ve Venezuela halkının kendi kaderini tayin etme iradesi olduğunu belirtti.
Kendi ülkesinde adalet tesis edemeyen inandırıcı olamaz
Açıklamasının en can alıcı noktasında eleştiri oklarını doğrudan iktidara yönelten İmamoğlu, dış politikadaki itibarın içerdeki adaletle doğru orantılı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu kritik dönemde ilkesiz savrulmalara değil, sağduyunun ve hukukun sesine ihtiyacı olduğunu belirten İmamoğlu, dışarıdan gelen dayatmalara karşı en sağlam zırhın içeride hukukun üstünlüğü olduğunu ifade etti. İmamoğlu, kendi ülkesinde adaleti tesis edemeyen bir iktidarın uluslararası adalet çağrısının inandırıcı olamayacağını dile getirdi.
Şahsi angajmanlarla yönetilen ülkenin sesi cılız çıkıyor
İmamoğlu, iktidarın şahsi dostluklar üzerine kurduğu diplomasi anlayışının Türkiye’nin sesini kıstığını savundu. İlkesiz politikalar ve kişisel ilişkilerle ülkeyi yönetenlerin, küresel kırılma anlarında söyleyecek sözünün kalmadığını belirten İmamoğlu, Türkiye’nin sesinin bu yüzden cılız çıktığını kaydetti. Bu tablonun ülkenin itibarına zarar verdiğini söyleyen İmamoğlu, Türkiye’nin taraf tutan değil ilke savunan, sessiz kalan değil yol gösteren bir ülke olması gerektiğini, bunun da ancak demokrasiye ve hukuka tutarlı bir biçimde sahip çıkılarak mümkün olacağını sözlerine ekledi.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]