Fotoğrafçı Azza Kibarar: “Eşimden sonra fotoğraf en iyi arkadaşım oldu”

İSTANBUL (AA) – Salih Şerif – Türkiye’nin ve dünyanın 2 milyona yakın fotoğraf arşivine sahip Türkiye’nin en önemli fotoğrafçılarından 87 yaşındaki Azzet Keribar, “Hem eski İstanbul’da, hem Kore’de hem de 1980 sonrasında çektiklerimi hesaba kattığımda 2 milyona yakın fotoğrafım var” dedi. dedi.

AA, fotoğrafçı İzzat Kebarar’ın İstanbul’daki yeni sergisine konuk olduğu “Türkiye’de Uçan Ağaçlar” projesi kapsamında kültür, sanat, bilim, spor, siyaset ve iş dünyasından dekanları fotoğrafladı.

Uluslararası Fotoğraf Federasyonu tarafından 1985’te “A. Vyap” (Sanatçı), 1988’de “E Vyap” (Mükemmellik) unvanlarıyla onurlandırılan Keribar, 1952’den beri fotoğrafla ilgilendiğini söyledi. “İstanbul’u ilk kez kardeşimin yardımları ve teşvikleriyle keşfettim diyebilirim” dedi.

– “Fotoğraf sayesinde Paşa’nın tercümanı oldum”

Sadece fotoğrafla ilgilenmediğini belirten başarılı sanatçı, “Hayatım boyunca çok iş yaptım. Ancak ticaretin artık bana göre olmadığını anlayınca 25 yıl boyunca kendimi tamamen fotoğrafa adadım.” Cümleler kullanın.

Babasının liseden mezun olduğunda ödül olarak bir Leica fotoğraf makinesi aldığını ifade eden Keribar, o yıllarda Türkiye’de belki 10 kişinin bu kalitede fotoğraf makinesi olduğunu söyledi.

Baş fotoğrafçı, bu makineyi Kore’deki gönüllü askerliği sırasında kullandığını belirterek, şunları söyledi:

“1956’da gönüllü olarak Kore’ye gittim. Kore’ye İngilizce bildiğim için tercüman olarak gittim ama kısa sürede üst düzey subaylar tarafından fotoğrafçılığım sayesinde sevilmeye başladım. Fotoğraf sayesinde Paşa’nın tercümanı oldum. Ama Kore’den döndükten sonra fotoğrafçılığa ara verip ailemi ve işimi kurdum. Fotoğrafçı olduğumu sanıyordum ama bir hiçtim.”

– “43 yıldır kendimi tamamen fotoğrafçılığa adadım”

1980’den sonra fotoğraf sanatını ciddi anlamda öğrenmeye başladığını söyleyen Azza Keribar, “Sonraları yarışmalardan büyük ödüller gelmeye başladı. 10 yıl sonra uluslararası yarışmalardan ödüller almaya başladım ve fotoğraf dünyasında ismim duyuldu. Yani 43 yıl tamamen fotoğrafın içindeydim. Bu yüzden eşimden sonra fotoğraf en yakın arkadaşım oldu. Her şey fotoğrafın etrafında dönmeye başladı.” dedi.

Türkiye’nin tanıtımı ve turizmin gelişmesi için çalışan büyük ajanslara fotoğraf temin ettiğini belirten Keribar, eski İstanbul’a ait 1000’e yakın fotoğrafı olduğunu anlattı.



1 milyar dolarlık “Arsenal” ikramiyesinin kazananı belli oldu

Krebar, Taksim’de doğduğunu ve ilk kez o bölgede uçurum gibi fotoğraf çekmeye başladığını belirterek, şöyle devam etti:

“Geriye dönüp baktığımda keşke o yıllarda (fotoğrafçılığa) daha çok zaman ayırabilseydim. Bazı günleri okulu bırakıp fotoğraf çekmeye gittiğimi hatırlıyorum. Ama sonra hayatın gereklilikleri beni fotoğraftan uzaklaştırdı. Ama çok dikkatli bir sistem içinde tuttum. Hem eski İstanbul’u hem de Kore dönemini ve 80’ler sonrasını hesaba kattığımda iki milyona yakın fotoğrafım vardı.”

Bugünkü başarım uzun vadeli bir çabanın sonucudur.

Uzun yıllar birçok kurumda eğitim ve öğretim verdiğini anlatan sanatçı, “Birçok fotoğrafçı yetiştirme fırsatım oldu. Türkiye’den gelen hiçbir çağrıya asla ‘hayır’ demem.

Baş fotoğrafçı aday gösterilen genç sanatçılara şu tavsiyelerde bulundu:

“Yaptığını sevmesi lazım ve süreklilik çok önemli. 1980-90 yılları arasında çok yarışmalara katıldım. Önce uluslararası yarışmalara 4-5 fotoğraf gönderirdim, hepsi geri gelirdi. Sonra bir fotoğraf kabul edildi, kutladık, sonra iki tane aldık, mansiyon geldi, sonra altın madalya, sonra baktık. Başaramadığınız zaman, başaramayınca acısını hemen bir yerde hissediyorsunuz. Uzun süre hatırlayacaksınız. Çabadan gelir.”

– “30 yıldır gruplar halinde Türkiye’yi dolaşıp fotoğraf çekiyoruz”

Gezi ve macera ruhunun her zaman var olduğunu söyleyen Azzet Keribar, “Bu yüzden askerliğimi Kore’de yaptım, maceraya atılmayı seviyorum. Hatırlıyorum 11 yaşındayken Kadıköy’den Gebze’ye trenle tek başıma gidiyordum. İnanılmazdı. Gebze o zamanlar İstanbul’da çok uzak sayılırdı. Arkadaşlarıma kaç gün dedim.” dedi.

Dünyanın dört bir yanını gezen baş fotoğrafçı, “Türkiye’yi çok sevdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü kendimi Türkiye’de buluyorum, kendi ülkemde olmak fotoğraf çekerken bana huzur veriyor. 30 yıldır gruplar halinde Türkiye’yi dolaşıp fotoğraf çekiyoruz. Güzel bir arşiv oluştu.” açıklama yaptı.

Son teknoloji telefonların kalitesinin şaşırtıcı derecede iyi olduğuna dikkat çeken Keribar, “Aslında telefon teknolojisinin gelişmesi bizim işimizi de zayıflattı. Çünkü artık herkes çekim yapıyor.” Puan verdi.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın